Çocuk buluşmalarında Youtube'un ne işi var?

Dün kızım (6) arkadaşını ziyaret etti. Eve döndüğünde çok durgundu. Ne olduğunu sordum. Arkadaşının 2.sınıftaki abisi Youtube’dan bir video açmış. Oturup izlemişler. Ağlamaya başladı anlatırken. İzlediği görüntüyü anlatamadı. „Çok korkunçtu“ dedi. Çocuğun annesine mesaj yazdım, o da bilmiyor ne izlediklerini. 

Geçenlerde de bir başka arkadaşına gitmişti kızım. “Ne yaptınız?” diye sordum, “Önce biraz oynadık, sonra telefonundan Youtube açtı” dedi. 

Son zamanlarda Youtube her çocuk buluşmasında yer almaya başladı. Enteresan olan, bazı aileler bu konuda çok hassas davranırken bazı ailelerin umrunda değil çocukların ne yaptığı. 

Oğlum’un çocuk buluşmaları böyle olmazdı.

Çok da geçmedi üzerinden.

Bundan 5-6 sene öncesi.

O zamanlar da dijitaldi çocuklar. 

Ama bir araya geldiklerinde sadece oyun oynarlardı.

Bazen evde, bazen bahçede.

Bazen biz de olurduk o buluşmalarda, bazen onlar yalnız buluşurdu. 

Çocuklar 6 yaşına geldiklerinde oyundan sonra ille bir şey izlemek istiyorlarsa ev sahibi anne telefon açıp ne izleyeceklerini söyleyip izin alırdı. İstedikleri filmler ise genelde Paw Patrol veya çocuklara yönelik 10-15 dakikalık belgeseller olurdu.  

Aslında kızımın Kindergartendeyken yaptığı çocuk buluşmaları da böyleydi. Aileler birebir ilgileniyor, asla video izletmiyorlardı çocuklara. Okula başladıktan sonra başladı bu problemler. 

Spielverabredung nedir, nasıl organize edilir?

Adından da anlaşılacağı gibi „Oyun oynamak için buluşmak“

Randevuyu aile yapıyor, buluşmaya çocuk gidiyor.

4 yaşında başlıyor bu buluşmalar. 

Genelde 2 saat sürüyor. 1,5 veya 2,5 saat de sürebilir.

Çocuklar 10-12 yaşına gelene kadar buluşmalarda büyüklerin bir gözü çocukların üzerinde olmak zorunda.

Yani misafir çocuğun güvenliğinden ev sahibi mesul. 

Ama 7 yaşındaki çocuk ev sahibinin uyarılarını dikkate almaz, koltuktan atlar ve yaralanırsa yaptığı hatadan kendi mesul.

Aynı çocuk güvenliği sağlanmamış bir Trampolin’den düştüğünde ise ev sahibi mesul. 

Ev sahibi evde çocuklar için tehlike oluşturabilecek her şeyi ortadan kaldırmak zorunda. 

Youtube’u da.

İlle bir video izlenecekse ev sahibi misafir çocuğun ailesini içerik ve süre hakkında bilgilendirmeli ve izin almalı. 

Ki ben izlememeleri taraftarıyım.

Zaten birçok çocuk can sıkıntısından film/video izliyor, hareket etmiyor evde.

Bir araya geldiklerinde birbirleriyle konuşmalı, oyun oynamalı, hareket etmeliler.  

Birlikte bir şey izlemek istiyorlarsa “Film Günü” yapıp oraya davet edebilirler arkadaşlarını. 

Çocuk buluşmaları ayarlarken açık ve net olmak gerekiyor

Belirsiz olan herşey belirlenmeli çocuk buluşmalarında:

Çocuk kaçta gelecek, kaçta gidecek?

Akşam yemeğine kalacak mı?

Neler yiyebilir, neler yiyemez?

Dikkat edilmesi gereken konular neler?

Bazı çocukların özel hastalıkları veya kriz anları olabiliyor. 

Oğlumun bir arkadaşı herhangi bir şey istediği gibi olmadığında ağlama krizine giriyor veya bir şeye kızdığında haber vermeden evden çıkıp gidebiliyor.  

 

Çocuğu karşılama anı önemli bir an. 

Çocuğu alıp “Okay, Tschüss” demek çok hoş bir durum değil. 

Genelde çocuk ayakkabısını, ceketini çıkartırken aile orada oluyor. 

Hatta çocuk ilk kez geliyorsa anne ya da baba içeri davet ediliyor.

Aile bu şekilde karşısındaki ailenin güvenini kazanıyor.

Eve ilk kez gelen çocuğun ebeveyni ortamı görüyor.  

Ayaküstü muhabbet ediliyor.

Çocuğun alınacağı saat belirleniyor.

Sonra gidiyor anne/baba.

Tabiki her aile aynı değil.

Bir keresinde bir baba arabadan bile inmeden ilk defa gelen çocuğunu göndermişti kapıya.

Spielverabredung neden 2 saat?

Çünkü çocuklar 2 saat sonra yoruluyor, sıkılıyor.

Uzun süre bir arada kaldıklarında kavga ediyorlar. 

Hatta bazen ayrı ayrı odalarda vakit geçiriyorlar. 

Hareketli çocuklar çok daha çabuk sıkılıyor oyun oynamaktan, masa aktivitelerinden. Sürekli evin içinde dolanıp eşyaları inceliyorlar.

 Diğer yandan,

her çocuk buluşmasına aile kendi vaktini de ayırmak, çocukların güvenliği için onların başında durmak zorunda. Gün içerisinde onlarca işi olan ailelerin pek de vakti olmuyor böyle buluşmalara. Ben kendi çocuklarımı kimsenin evinde 1,5-2 saatten fazla bırakmıyorum. Sadece çok iyi tanıdığım aileler uzun kalmalarını isteyince bırakıyorum. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Okulda oğluyla kurabiye yapan baba

Okulda oğluyla kurabiye yapan baba Geçen hafta kızımın sınıfında çocuklar kurabiye pişirdi.  Öğretmen ailelerden destek istedi.  Kimi kurabiye hamuru gönderdi, kimi şeker, un, kimi de kendi yardıma geldi.  Biz pudra şekeri, merdane ve kurabiye kalıpları götürdük. 8’de kurabiyeyi yapacağımız salona geçtik.  Öğretmen çocuklarla açılışı yaptı.  Yardıma gelen anneler getirdikleri malzemeleri önce kendi çocuklarının önüne koydular. Kalan malzemeler paylaştırıldı.  Anneleri yanında olan çocuklar hemen hamuru açmaya başlarken, annesi olmayan çocuklar önce önlerine un ve hamur konmasını bekledi.  Farkedilene kadar beklemeye devam ettiler. Bazı çocuklar açtığı hamuru masaya yapıştırdı.  Tekrar topladı, tekrar açtı.  Hamur tekrar yapıştı.  Bazı çocuklar çok un dökünce hamur parçalandı.  Çocukların çoğu hamuru tek başına açamıyordu.  Zaten bazı kurabiye hamurları da iyi değildi, cıvıktı.   Bir anneyle ve öğretmenle çocuklara teker teker yardım ettik.  Her çocuğun 3-5 dakika yardıma ihtiyacı olduğu için uzun süre beklemek zorunda kalan çocuklara üzüldüm açıkçası.  Acaba o an içinden “Keşke benim de annem burda olsaydı?” diyen olmuş mudur acaba diye düşündüm. Anneleri yanında olan çocuklar büyük bir keyifle hamuru açarken ve tepsileri doldururken, annesiz gelen çocuklar onlar kadar eğlenmiyordu. Çünkü sürekli hatalarıyla meşgullerdi. Elbette bu da çocuğun gelişimi için iyi bir şey. Problem çözme yeteneklerini geliştirdiler kurabiye hamuruyla.  Yine de üzüldüm çocuklara.  Ne zaman desteklenmeyen bir çocuk görsem 40 yaş üstü çevremin sözleri geliyor aklıma: “Herkesin ailesi gelirdi, benim ailem gelmezdi.”  Çocukluğunda futbol oynayan bir baba şöyle diyor: ”Futbol kulübünü destekleyen anne babaların çocukları oynatılırdı maçlarda.  Bizim anne babamız gelmediği için yedeklerde beklerdik maç bitene kadar.” Oğluyla kurabiye yapan baba Bir baba vardı yardım eden. Hiç yerinde durmuyor, ne yapılması gerekiyorsa yapıyordu.  Hem hamuru açıyor, hem süslüyor, hem de iş bitince masaları siliyor, yerleri süpürüyordu. Oğlu da onun gibiydi.  Bir çok çocuk kurabiye hamurunu açamazken o hızlı hızlı açıyor, formlarla kesiyor, şekerlemelerle süslüyordu.  Öğretmen pudra şekeriyle süslemek isteyenleri diğer masaya çağırınca ilk o gitti o masaya.  Bir saat sonra öğretmen pişen kurabiyeleri almaya bir grup çocuk gönderdiğinde o çocuk da gelmişti. Belli ki babasının yolundan ilerliyordu.   Saat 10 oldu.  Program bitmesi gerekiyordu.  Ama bitmedi.  Son tepsiler fırına girmeliydi. İş yerinden bir kaç saat izin alanlar ise gitmeliydi.  Tüm gün izinli olanlar kaldı. İki anne, bir baba kaldık sona doğru. Kurabiyeleri pişirirken muhabbet ettik.  “Bugün buraya gelmem çocuğum için çok önemliydi. Bu yüzden işyerinden izin aldım” dedi yanımdaki anne.  Baba ise tek gelmemişti. Eşi de gelmişti. Serbest meslekte çalıştıkları için birlikte gelmeleri zor olmamış. Anne 9’da ayrıldı, baba bizimle 11’e kadar kaldı. “Öğretmene destek olmaya geldim. Çünkü yaptığı şeyler çok değerli şeyler, her öğretmen yapmıyor böyle şeyler” dedi. Devam etti anlatmaya:  “Benim bir çocuğum daha var 2.sınıfta ama onlar noele özel birşey yapmadılar. Herşey öğretmene bağlı, bazı öğretmenler için böyle şeyler yük” “Gerçekten böyle şeylerle uğraşmasını sevmeyen  öğretmenler var ama bir de önceki senelerde ailelerden yeterince destek görmediği için böyle işlere girmeyen öğretmenler de var.“ dedim.  Doğruladılar.  Aileler neden yardım etmiyor? Aileleri konuştuk biraz.  “Aileler neden yardım etmiyor?”  diye sorduk birbirimize.  “Çünkü istemiyorlar” dedi bir anne.  „Öncelikleri farklı“ dedi tepsiyi fırından alan baba. Evet, bazı aileler istemiyor. Bazı aileler önemsemiyor.  Ama bir de gelmek isteyen ama imkanı olmayanlar var.   Evde bebeği olanlar, sağlık sıkıntıları olanlar, işyerinden izin alamayanlar, o gün önemli bir randevusu olanlar. Dil engeline takılanlar da var. İş yerimde tanıştığım bir çok aile dil engeline takıldığı için okuldaki faaliyetlerden uzak duruyor. Aslında takılmıyorlar dil engeline. Kısa kısa cümlelerle kendilerini ifade edebiliyorlar.  İletişim kuramayacak olma korkusu engelliyor onları.  Şunları anlatıyorum onlara: Böyle ortamlar basit cümlelerin kullanıldığı, az çok Almanca anlayan herkesin iletişim kurabileceği ortamlar.  Çünkü kimse birbiriyle uzun uzun muhabbet etmiyor.  Ya birlikte bir iş yapılıyor ya da genelde birileri konuşuyor, birileri dinliyor.  Bazen anadili Almanca olan insanlar bile tek kelime etmiyor.  İşini yapıp gidiyor.  Bir kere gidip görmek gerekiyor böyle ortamları.  İnsan ortamlara gire çıka yeniyor korkularını.  Ailelerin önemsediği programları çocuklar da önemsiyor Okuldaki faaliyetlere yardım etmek çocuklar için de çok önemli.  Çocuklar anne babalarını okulda görev alırken gördüğünde mutlu oluyor, cesaretleri artıyor, aileleri tarafından desteklendiklerini fark ediyorlar. Öğretmenlere destek olan ailelerin öğretmenlerle iyi bir ilişkisi oluyor.  Aileler birbirleriyle tanışıyor, dayanışma halinde oluyorlar. (5.sınıftan sonra ailelerle tanışmak çok daha zor) Çocuklar arkadaşlarının ailelerini, aileler çocuklarının sınıf arkadaşlarını yakından tanıyor.  Genelde okulda aktif olan ailelerin pek çok konudan haberi oluyor.  Ailelerin önemsediği programları genelde çocuklar da büyüdüklerinde önemsiyor.  Aileler çocuklarına örnek oluyor.  Programın sonunda ince düşünceli öğretmenimiz yardım eden ailelere ufak bir hediye verdi. Bloga destek olmak istiyorum Post Views: 123

Weiterlesen »

Sen benim duamsın

Sen benim duamsın   Geçtiğimiz günlerde mağazada eski bir arkadaşımla karşılaştım. Çok şaşırdım. Çok sevindim. Ayaküstü konuşup numaralarımızı verdik birbirimize.      Bugün buluştuk.  „O nasıl bir karşılaşmaydı öyle? Saniyelik bir andı.“ dedi.  Aşağı inerken merdivenin kenarında görmüştüm onu.  O an beş metre ilerde olsaydı görmeyecektim.      Yirmi sene önce tanıştık.  Yirmi dakika mesafede oturuyor, ara ara görüşüyorduk.  İkimiz de yaşadığımız yerlerde kendimizi yalnız hissediyorduk.  Çevremizde rol modellerimiz yoktu.  İkimiz de okumak istiyor,  yaşıtlarımızın ilgilenmediği konularla ilgileniyorduk. Sadece okul konuları değil. Göçmen kökenli çocuklar ve gençler, onların kişisel gelişimi, okul hayatı, problemleri, ihtiyaçları da giriyordu ilgi alanımıza.      İkimiz de üniversite okumaya farklı şehirlere gittik.  Ve bir gün koptu ilişkimiz. En son 2011’de görüşmüşüz.     Seneler sonra o da benim gibi dönmüş büyüdüğü yere.  Üç çocuğu olmuş.  Annelik sürecini anlatırken sanki benim yaşadıklarımı anlatıyordu. Anne olduktan sonra hissettiklerimiz bile bekarlıktaki hislerimiz gibi aynıydı.  „Ben ev hanımı olacak insan değilmişim“ dedi gülerek.  Girdiği birçok ortamda tutunamamış.  Konuşulan konular ilgisini çekmemiş. Eskiden olduğu gibi yine sık sık yalnız hissetmiş kendini.   Ve bir gün yeniden üniversite okumaya karar vermiş.  Aslında İslam Bilimleri mezunu. Bu kez öğretmenlik okumaya karar vermiş. Üniversitedeki ortam ona çok iyi gelmiş.  Yeniden mezun olmak üzere.  Ben de bazen sırf bu ortam için üniversiteye geri dönmek istiyorum.      Bu sabah oturduk önce geçmişi, sonra toplumsal konuları konuştuk.  Ben ona yaptığım işleri anlattım, o bana kendi yaptığı işleri anlattı.  Dediki: ‘”Ben o günlerde senin bu konularla bir gün televizyona çıkacağına inanıyordum.” Ne kadar çok inanmışız birbirimize.   Belki de birbirimize olan inancımızdı o günlerdeki motivasyon kaynağımız.     Hala eskisi gibi capcanlı, cıvıl cıvıl.  Hala çok idealist.  Hala çok cesur. Öyle güzeldiki onunla muhabbet etmek.  Enerjiyle doldum. Hiç bitmesin istedim bu sohbet.  Sanki yirmi sene öncesine geri dönmüştük. “Sen benim duamsın”, dedim ona. “Seni kaybetmeyi hiç istemedim. Ama hayat şartları bir şekilde uzaklaştırdı bizi birbirimizden.”     Çevremdeki insanları çok seviyorum.  Bazılarını senelerdir yüzyüze göremiyor, sadece sosyal medyadan görüşüyorum. Ve her birinin “duam” olduğuna inanıyorum.  Hayatıma duayla giren, duayla kalan insanlar.      Eğer sen de yaşadığın yerde kendini yalnız hissediyor,  Seni anlayacak, Ortak konuları konuşacak insanların özlemini çekiyorsan,  dua et.  Çok dua et.  Belki seneler sürecek “Sen benim duamsın” diyeceğin insanla karşılaşman. Ama emin ol. Bir gün çıkıp gelecek. www.meryemundmaria.de Betül Özdemir  Post Views: 172

Weiterlesen »

Ramazan’da Kindergarten’e kitap hediye et

Ramazan’da Kindergarten’e kitap hediye et   Eğer Kindergarten’e veya Grundschule’ye (ilkokul) giden bir çocuğunuz varsa Ramazan’da kitap hediye edebilirsiniz okulun kütüphanesine veya Kindergarten grubunuza. Çeşitliliği anlatan çocuk kitapları hala çok az. Bazı Kindergartenlerde ise Müslüman ailelerin hayatını anlatan bir tane bile kitap yok.  Weihnachtsspende diye bir gelenek var zaten. Aileler noelde Kindergarten’e bir sürü oyuncak, kitap hediye ediyor. Müslüman aileler de Ramazan’da aynısını yapabilir “Ramadanspende” adı altında.  “Acaba yanlış anlaşılır mı?”, “Acaba ne derler?” gibi düşüncelerle girmeye gerek yok. Kimse yanlış anlamaz, kimse de birşey demez. Tam aksine çok da memnun olurlar.  Ailelerin en fazla söz hakkına sahip olduğu bir yer varsa orası Kindergarten.  Diğer yandan,  pedagogların, eğitmenlerin en önemli görevlerinden biri çocukları geleceğe hazırlamak.  Biz şöyle yaptık: Ramazan yaklaştığında gruba haber verdim.  “Ramadanspende” vermek istediğimizi ama neye ihtiyaçları olduğunu bilmediğimi söyledim. Bir kaç gün sonra geri döndüler.  Oğlumun Kindergarten’i için şöyle bir oyun aldık: Hammerspiel Kızımın Kindergarten’i ise yeterince paten olmadığını söylemişti. Onlara da şöyle bir şey almıştık: Rollschuhe Bir sene sonra Ramazan’a dair kitaplara ihtiyaçları olduğunu söylediler. O günden beri her sene “Ramadanspende” olarak kitap hediye ediyorum. Bu sene son Ramazan hediyemizi verip ayrılacağız Kindergartenden. Şimdiye kadar hediye ettiğim kitaplar şunlar: Meryem feiert im Kindergarten das Ramadanfest  Neele und Betül erleben den Ramadan Wir haben Ramadanpost, in Rundumstark in allen Bildungsbereichen Wir basteln eine Gute Taten Box, in Rundumstark in allen Bildungsbereichen (bu sene hediye edeceğiz) (Son iki dergiye abone olmak gerekiyor. Tek bir dergi isteyenlere yazının yazarı olarak sipariş verebiliyorum.) Bunlar dışında Google’a “Ramadan Kinderbücher” yazarak farklı kitaplara ulaşabilirsiniz. Dattelbeere’nin Shop’unda da çok sayıda kitap bulabilirsiniz.  Bu listede de sıraladığım kitap isimleri var: Linksammlung rundum den Ramadan   Hediye edeceğiniz her kitap çocuklara okunduğunda çocuklar o konuları eğitmenleri ile konuşacak.  Her kitap senelerce Kindergarten’de kitaplıkta duracak.  Yirmi otuz sene sonra gelen çocuklara da okunacak.  Sadece Kindergarten´e değil, şehrinizdeki kütüphanelere de hediye edebilirsiniz okunmasını istediğiniz kitapları. Kindergarten ve okullar kütüphanelerden de çok kitap alıyor. Hem onlar, hem de diğer aileler bir çok kitaba ulaşabilir Ramazan bağışınız sayesinde.  www.meryemundmaria.de Betül Özdemir  www.meryemundmaria.de Betül Özdemir  Post Views: 388

Weiterlesen »
+ posts